Herkese huzurlu bir gün diliyorum😊

Yemek konusu hepimizin zorunlu ve ortak gündemi. Her gün beslenmemiz gerekiyor tabi canlı bir varlık olarak. Ayrıca vücudumuzun yakıtı olduğu için çok da önemli bir konu.

Peki özellikle toplum olarak bizim yemek kavramına bakış açımız nasıl, ona bakalım önce. Geçmişten beri toplum olarak kahvaltılara, akşam yemeklerine, bayram-düğün gibi törenlerde hazırlanan yemeklere bol çeşit hazırlarız, çeşitler genelde bol yağlı, unlu, kızartılmış, bol kalorili ürünlerden oluşur. Kahvaltılar bile börekler, poğaçalar, kızartmalar, reçel gibi kakaolu fındık kremaları gibi tatlılar içerir. Akşam yemeklerinde yağlı bir ana yemek, yanına pilavlar makarnalar, üzerine tatlılar, meyveler, çerezler derken tam bir yemek bombardımanına dönüşür. Kültürden gelen bu yemek alışkanlıklarına bir de son yıllarda sosyal medya yoluyla aşırı özendirilmeye çalışılan masalar, sofralar, çeşitler eklenince, bu konu maalesef artık ciddi bir sorun haline gelmeye başladı. Sürekli diyet yapmaya çalışan mutsuz acı çeken ve genel olarak başarılı olamayan insanlar bir tarafta, küçük yaş gruplarında hareketsizliğin de eklenmesiyle obez seviyesine gelen çocuklar diğer tarafta.

Bana göre herşeyden önce zihinsel olarak değiştirmemiz gereken husus çok yemek yemenin, bol kalorili yemenin, çok çeşit ve birçok öğün yemenin hiç de övünülür, takdir edilir, değer atfedilir bir yanı olmadığı gerçeğini anlamamız. Algı olarak bu tür masalar, sofralar görüldüğünde ya da gün içinde sık sık birşeyler yediğimizde herşey harika ve yolunda gibi düşünülüyor. Oysaki bu vücudumuza, sağlığımıza ihanet edişimizin somut hali. Midemize hiç acımadığımızı, kan şekeri, tansiyon, kolesterol, gün içindeki enerji durumumuz gibi konuları hiç önemsemediğimizi gösteren bir yaşam tarzı.

İnsan olarak yaradılışımızda yani fabrika ayarlarımızda hiç de çok yemek, bol kalorili yemek, gün içinde sık sık yemek diye bir şey yok. Tam tersi maximum 2 öğün beslenmek, protein-sebze-sağlıklı yağlar-sağlıklı ve az miktarda karbonhidrat-bol yeşillik- yoğurt-gerçek bal-tahin pekmez-hurma gibi sağlıklı yiyeceklerden bir miktar tüketmek var. Hepsi bu. Yemek yemek böyle gün içinde sürekli üzerine düşüneceğimiz, sürekli uzun zamanlar ayıracağımız, haz alma duygusunu büyük oranda bağlayacağımız bir konu değil, olmamalı. Algımızı, yemekle ilgili inanç kalıplarımızı tamamen değiştirmemiz şart. Zihinsel değişim yaşamadığımız sürece, bakış açımızı tamamen değiştirmediğimiz sürece yemek konusu her zaman psikolojik ve fiziksel sorunlar yaratmaya devam edecek. Mide dediğimiz şey küçücük bir organ, lütfen yüklenip genişletip durmayın, alışınca bir tabak yemekle de doyuyor zaten. Doğal şekeri olmayan tatlı yiyecekleri bir süre yemediğinizde artık yeme isteği olmuyor zaten. Beslenmenizi genel olarak ne kadar sadeleştirir, sağlıklı ve doğal olana yönlendirir, öğün sayısını az tutarsanız, vücut o kadar uyum sağlıyor, destekliyor ve yardımcı oluyor. Çünkü fabrika ayarlarına daha yakın hale geliyor 😊

Şunları da ilave etmek isterim ki;

Kültürel yemek anlayışımızı sorgulamalı ve olması gerekene yaklaşmalıyız,

Hiçbir psikolojik sorunumuzu yemekle, yemekten alacağınız aldatıcı haz ile gideremeyiz, yemek düşkünlüğünün kaynağı sorunlarımız ise, daha çok yemek sorunlarımızı çözmeyecek, bunu bilmeliyiz,

Maddi imkanları dar bir ailede büyüdüysek veya hala öyleyse; zihnimizde bir açlık, kıtlık inancı oluşmasına izin vermemeliyiz, yemek yeme konusu ile maddi imkanlar arasında bağlantı kurmadan, az bir bütçe ile de yüksek bir bütçe ile de olsa farketmez, sağlıklı, düşük kalorili, max.2 öğün kuralına yaklaşmalıyız.