Selamlar herkese😊

Para konusu küçük yaştaki çocuktan yaşlılara kadar herkesin bir şekilde ilişkili ve ilgili olduğu bir konu. Yaşamın bir parçası ve zorunlu olan bir araç. Bu çerçevede, gerekliliğine dair itiraz edecek kimse olmaz zaten.

Benim bu yazımda anlatmak istediğim şey paranın önemli olup olmadığı değil, zira önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Asıl dikkat çekmek istediğim şey paraya bakış açımızın nasıl olması gerektiği.

En başta kabul etmemiz gerekir ki, yaşam süresi boyunca paranın kazanıldığı dönemler olur, kazanılamadığı dönemler olabilir, miktarı çok artabilir, miktarı çok azalabilir, çok fazla para belki bir anda kaybedilebilir veya umulmadığı kadar çok para bir anda/kısa sürede kazanılabilir. Yani varken yok, yokken var olabileceği gibi, zaman içerisinde dalgalı olarak artıp azalabilir. Yaşadığımız dünyada başımıza çok farklı şeylerin gelmesinin muhtemel oluşu gibi para ile ilgili olarak da çok farklı şeylerin gelmesi muhtemel. Şimdi bunu kabul etmek ne işimize yarayacak diyor gibisiniz 😊

Bu gerçeği idrak ve kabul eden insan paraya duygularını bağlamaz. Para ile sevgi, bağlılık, haz, mutluluk, neşe, güçlü hissetme gibi duygular arasında bir bağlantı kurmaz. Para ile ilgili en ufak dalgalanmada acı çekmez, mutsuz huzursuz olmaz. Paranın sadece cebinde duran ve ihtiyaçlarını, isteklerini karşılayan ve eğer artıyorsa biriktirilerek sonraki nesle aktarılan bir araç olduğunu bilir. Kendisine etkisinin sadece yaşamı ile sınırlı olduğunu, öldüğü zaman hiçbir ilişkisinin kalmayacağını bilir ve dünyadayken en makul, en güzel, en faydalı şekilde kullanmaya çalışır. Parası azaldığında yaşamını ona göre yeniden gözden geçiren, bazı istek veya ihtiyaçlarını erteleyebilen ya da feragat eden bir duruş sergiler. Parası arttığında hayal ettiği, başarmak istediği ya da yapmak istediği şeyleri yine paraya göre gözden geçiren, öncelik sırasına göre gerçekleştiren bir duruş sergiler. Ama ne olursa olsun duygusal olarak kalbinde bir yer vermez paraya. Para için üzülmez perişan olmaz ve yine para için mutluluktan çıldırmaz. Duygusal durumunu paranın belirlemesine müsaade etmez. Tabi burada kastettiğimiz durum zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan yardıma muhtaç insanlar değil elbette. Onların üzülmesi, sıkıntı duyması çok normal. Ben min. seviyede de olsa temel ihtiyaçlarını karşılayabilen insanlardan bahsediyorum.

Parayı kalbiyle seven insanlara gelince; az para kazanıyorlarsa, nasıl daha çok kazanabilirim diye sadece elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak yerine, sürekli huzursuzluk içinde kıvranıp dururlar. Elinden geleni yapmaya çalışsa bile yine duygusal olarak tatmin olmaz, bir an önce sonuç almak ister ve alamadıkça, geciktikçe acısı artar. Aynı kişinin istediği kadar para kazandığı durumda ise, ya daha fazlasını istemeye başladığı için ya da var olanı kaybeder miyim diye düşündüğü için yine acı çekmesi söz konusu olur. Parasının az ya da çok olması kişinin mutsuz olmasını engellemez çünkü duygusal olarak paraya bağlandığı için para ile ilgili her dalgalanma duygularını da dalgalandırır.

Benim tavsiyem; elinizden gelenin en iyisini her zaman yapmaya çalışarak, yaptığınız işi özveriyle, titizlikle, liyakatle, bilgi ve tecrübeyle yapmaya çalışarak, her zaman gelişmek için çaba harcayıp sürekli kendi en iyi versiyonunuzu ortaya çıkararak hayat yolculuğunu sürdürmelisiniz. Ve bu hayat yolculuğunda paranın size öyle veya böyle, az ya da çok, erken ya da geç bir şekilde araç olarak eşlik edeceğini, o aracı en verimli şekilde kullanmak gerektiğini bilmelisiniz. Fakat ne koşulda olursanız olun paraya kalbinizde, duygularınızda alsa yer vermemeniz gerektiğini idrak etmelisiniz.

Saygı ve sevgilerimle …