Sanırım tüm hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek en etkili ve yan etkisiz ilaç Sevgi.
Bir insanı, hayvanı, bitkiyi ya da nesneyi sevdiğiniz anları düşünün! Yine bir insan ya da hayvan tarafından sevildiğiniz anları düşünün!
Kendinizi hep iyi hissettiğiniz, mutluluk veya huzur duyduğunuz anlar değil mi?
Sevmek de sevilmek de mükemmel ilaçlar insanoğlu için …
Nedir peki sevgi? Ne anlıyoruz sevgi kavramından? Seviyorum diye düşündüğümüz ve kendimizi yeterli gördüğümüz her durumda gerçekten seviyor muyuz? Gerçek anlamda nasıl sevilir?
Psikiyatrist, Prof.Dr. Mehmet Zihni Sungur’un şu sözleri o kadar anlamlı ve kıymetli ki, müthiş bir ufuk sunuyor bizlere: ‘’Sevmek öğrenilen bir şeydir, sevmek ısıtır aşk yakar, sevmek dünyayı döndürür aşk başı döndürür… Öyle bir sevin ki, sevilen de sevmeyi sizden öğrensin’’
Sevmek öğrenilen bir şey ise ve öğrendikçe gelişen büyüyen bir şey ise o halde durağanlık yok demektir. Sürekli bir emek vermeyi, hareketliliği, mutlaka birşeyler yapmayı, farkındalığı gerektiriyor demektir. Yani birine seni seviyorum deyip hiçbirşey yapmıyorsanız ya da yaptığınızın karşılığını alacaklı gibi bekleyip, alamayınca hemen yapmaktan vazgeçiyorsanız, üstelik bir de bunun için karşınızdakini hemen suçlamaya ve yargılamaya başlıyorsanız, işte burada ‘’seni seviyorum’’ demek gerçek bir anlam taşımıyor demektir.

Eşinizi veya sevgilinizi veya çocuğunuzu ya da hayatınızda önemli yeri olan aile üyelerini/arkadaşlarınızı seviyorsanız; yargılamadan eleştirmeden dinlemek lazım, onları gerçekten anlamak lazım, onların olaylara bakış açısının nasıl olduğunu ve bunun altında yatan sebeplerin neler olabileceğini onların gerçekleri üzerinden anlamaya çalışmak lazım. Kendi yargılarınızla onları değerlendirmemeli.
İlk adım olarak onları KABUL edebilirsiniz. Yani kendi kafanızdaki zihinsel şemalara göre değerlendirerek şöyle olmalı, böyle yapmalı, şu doğru şu yanlış demek yerine, onları OLDUKLARI gibi kabul edebilirsiniz. Kabul, yargısızlığın başlangıcı, kontrol etmekten yönlendirmeye çalışmaktan vazgeçiş, tarafsız bir gözle bakmaya başlamak, anlama niyeti ve şefkatin başlangıcıdır. Kabul ile kendi zihnimizdeki savaşlar sona eriyor ve karşımızdakinin bizden farklı bir insan olduğunu ve bunun daha doğru ya da daha yanlış olmadığını anlamaya başlıyoruz. Kabul, aslında kendimiz dışında hiçbirşeyi kontrol edemediğimiz şu hayatta kontrol delisi olmanın o çok yorucu ve zorlayıcı etkisinden kurtulmak aynı zamanda. Aslında zaten gerçekler yerinde duruyor da, mesele bizlerin gerçek olanı kabul etmesi.
Bir sonraki yazımda kabul ile ilgili biraz örnek vermeye çalışacağım.
Huzurla kalın …





